KEDİLERİN DÜNYASINDA YAŞAMAK

Kediler hükmeder köpekler salya akıtır 
Kediler küçük köpekler değildir ve her kedi sahibi içtenlikle size kedilerin hükmettiğini ve köpeklerin salya akıttığını söyler. Son sayımlara göre Amerika’da 68 milyon köpek sahibine karşılık 76 milyon kedi sahibi vardır bunun da bir sebebi vardır. Apartmanda yaşayanlar için kedi en uygunudur çok fazla sayıda oda kaplamazlar, boş dairenize geldiğinizde sizi karşılar ve severler, bakması daha kolaydır, önlerine mamalarını koyarak hafta sonu için bir yerlere gidebilirsiniz, dışarıda gezdirmek zorunda değilsiniz ve en önemlisi salyaları akmaz!

Bu bölüm kedi beslemekte yeni olanlara bu bağımsız, ilgisiz fakat sevimli canlıların mizaçlarını tanıtarak deneyimli bir kedi sahibi olmalarında rehberlik edecek. Daha önce hiç bir kediniz olmadı mı? Bu bölümü okumadan bir tane almayın böylelikle onların tüm sevimli kusurlarını öğrenmiş olursunuz. (Evet gerçekten birkaç tane vardır fakat hangimizin yok ki?) Diğer yandan belki senelerden beri birçok kediniz oldu fakat hala neden çılgınca şeyler yaptığını anlamıyorsunuz. Kedinizin neden pısladığını, mırıldandığını, gaz çıkardığını ve kustuğunu öğreneceksiniz. Kedilerin sadece kedi olmasından dolayı kafanızı karıştıran soruların yanıtlarını alacaksınız.

Bir veteriner olarak ben apaçıktır ki hem köpekleri hem de kedileri severim. Fakat sadece bir türü tercih eden veterinerler olduğunu bilmek size şaşırtıcı gelebilir! Yavru kedinizi bir kedi hastanesine götürdüğünüzde gönül rahatlılığıyla veterinerinizin kedileri köpeklere tercih ettiğini söyleyebilirsiniz. En iyi arkadaşım köpek hastalarını çok şımarttığı için kedileri sevmeyen bir veteriner olarak görülmektedir. Yanlış anlaşılmasın onları okşar kucağına alır fakat sadece bir kedi sahibi olmak istemiyor ( ya da daha ayrıntılı anlatırsam bir yavru kedinin tuvalet kabıyla uğraşmak istemiyor). Bu nedenle veterinerinizi iyi seçin (ipucu: evinizde her iki türden de dört ayaklı dostunuz olacaksa hem köpekleri hem de kedileri dengeli seven bir veterineriniz olsun). Ben köpeklerle daha çok zaman geçiriyorum çünkü çimenlikte onlarla oyunlar oynamayı çok seviyorum fakat yine de kedi besliyor ve onları seviyorum. Aslında yorucu geçen bir günden sonra eve gelip kanepede kıvrılan kediyi görmekten başka daha stres alıcı bir şey yok.

Benim ilk resmi evcil hayvanım bir kediydi (büyüdüğümde almıştım). Gri-beyaz erkek tekir kedi Seamus’u Boston’daki Angel Memorial Hayvan Hastanesinde çalışırken almıştım. O zamanlar dört haftalık olan Seamus kaza geçirdiği için acil servise gelmişti. Derin komadaydı, kördü ve kısmi felci vardı fakat kafa travması ve beyin ödemi tedavisinden sonra birkaç gün içinde hızla iyileşti. Bu ya çok talihsiz bir kazaydı ya da olası bir kedi tacizi davasıydı. Onu getiren kişiler iyilik yapıp getirdikleri için müteşekkir hissederken geri almak için hiçbir zaman gelmediler (tahminimce 273 $ faturayı ödemek istemediler) böylece onu ben evlat edindim. Seamus’un çok daha iyi bir yuvası oldu. Ben onun şansın yüzüne güldüğü yeni sahibiydim ve o da benim ilk sevgili kedim oldu.

Seamus’u evlatlık almamın sebeplerinden biri de (zayıf, çaresiz ve çok güzel bir kedi olmasının haricinde) daha önce hiç kendime ait bir evcil hayvanım olmamış olmasıydı. O benim tek başıma sorumluluğunu üstleneceğim ilk evcil hayvanım olacaktı ve yeni mezun bir veteriner olarak gerçekten iyi bir hayvan sahibi olabileceğimi de kanıtlamak istedim! Yanlış anlamayın—daha önce birçok kedi ve köpek büyütmüştüm fakat yirmili yaşlarımın ortalarına kadar yani bir yetişkin olarak hiç bir evcil hayvanım olamamıştı. Diğer bir deyişle finansal, zihinsel ve duygusal açılardan canlılarla ilgilenecek sorumluluk sahibi bir yetişkin olarak. Bir veteriner olarak kedi sahibi olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamak için bir kedi almanın vaktinin geldiğini düşündüm. Her gününü bir kediyle geçirmenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyordum (veteriner fakültesinde öğrendiklerim in dışında). Tuvalet kapları, kum ya da silika seçenekleri, davranış problemleri ve genel kedi bakımı hakkında bir şeyler bilmek istedim.

O günden bu güne Seamus'la ben etle tırnak gibi olduk. Tek çocuk olarak (böylece tüm ilgimi ona verebildim) Seamus bana çok bağlandı diğer bir deyişle kafamın tepesinden inmiyor. Eve zaman zaman başka kediler de aldım böylece birkaç yavru kedi arkadaşı oldu fakat sekiz haftalık pitbull yavrusu JP’yi kurtarmamdan kısa bir süre sonra tek çocuk olma ayrıcalığını kaybetti. Adını Boston’un ümit vadeden bölgesi (getto) Jamaika ovasından alıyor, parvovirüs nedeniyle hastanenin kapısına terk edilmişti. Belli ki sahipleri onun tedavisini karşılayamıyorlardı bu nedenle hayatı kurtulsun diyerek buraya bırakmışlardı. Sonuç olarak başka bir harika evcil hayvana daha sahip oldum. JP ve Seamus hemen kardeş oldular beraber uyudular, güreştiler ve birbirlerini kovaladılar. JP büyüdükten sonra (yirmi kilogram kadar olunca) Seamus güreşin artık eskisi gibi olmadığına karar verdi. Birkaç yıl sonra erkek, siyah kısırlaştırılmış yavru kedi Eko’yu alınca Seamus onun boylarında bir arkadaş geldi diye rahatladı.

Eko’yla bir barınakta rutin muayenelerimi yaparken karşılaştım. Muayene sırasında onda şiddetli kalp yetmezliği olduğunu fark ettim. Eko’nun kalbindeki üfürüm o kadar şiddetliydi ki ben onu kafesinden çıkardığım esnada göğsünden tuttuğumda göğüs kafesinden hissettim. Maalesef doğuştan kalp bozukluğu vardı. Ve barınağa geldiğinde muayene ve kısırlaştırma için anestezi yapıldığında hayatta kalmasına çok şaşırmıştım. Eko’yu ömrünün uzun olmadığını bilerek aldım ama kalp krizi geçirmeden önce en iyi yaşamı sunmak istedim. Eko ismini kalp ultrasonunun tıbbi adı olan ekokardiyogramdan aldı (onun için yakın zamanda yapılacak bir sürü pahalı işlem fakat kısa bir yaşam öngörüyordum). Bir ya da iki yıl ömrü var şeklindeki tahminimde sırf benim yanıldığımı göstermek için Eko ölmedi ve sağlıklı (veterinerler bu yüzden “Ne kadar ömrü kaldı doktor?” sorusundan nefret ediyorlar). Üç evcil hayvanım da çok iyi anlaşıyorlar ve terk edilmiş bu hayvanları evlat edindiğim için çok mutluyum.

Kediler neden mırıldanır?
Neden, oh neden gecenin birinde tam uykuya daldığım anda yüksek sesli mırıltıyla uyanmak zorundayım? Kedim neden sadece akşam yemeği saatlerinde ya da televizyon izlerken mırıldanmıyor? Mırıldanma ses tellerini titreştiren kaslarda ve diyaframda (göğüs organlarını karından ayıran ince kas yaprağıdır) sinir uyarılarıyla oluşan sıradışı bir titreşimdir. Mırıldanmanın frekansı şiddetine bağlı olarak 25-150 hertz’dir bu nedenle Max tepemde uyuduğu zaman beni uykumdan uyandırmaya yeter. Mırıldanma hem nefes alma hem de nefes verme sırasında devam eder ve sanki kediniz normalden daha zor soluk alıp veriyormuş gibi gözükür. En akıllı bilim adamları ve veterinerlere rağmen mırıldanmanın sebebi ve mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır (kediler insanlardan daha akıllı olmalı). Evrimsel olarak mırıldanmanın herhangi bir amacı var gibi gözükmüyor. Bence bu kedilerin sevdiklerini gösterme şekli (ör. sizi veya yavrularını). Kediler çoğunlukla rahat olduklarında, insan temasından hoşlandıklarında ve anne kediler süt emzirirken mırıldanırlar. Nadiren kedi stresli veya çok hasta olduğunda da mırıldanabilir (ör. veteriner kliniğine giderken) bu yüzden bunu her zaman mutluluk işareti olarak algılamayın.

Kediniz mırıldanıyor mu yoksa nefes alıp vermekte zorluk mu yaşıyor emin değilseniz bir kedi sahibi olarak astım veya kalp hastalıkları ile arasındaki farkı bilmeniz önemlidir. Şüpheye düşerseniz elinizi kedinizin göğsüne koyarak kontrol edin. Mırıltı titreşimlerini hissedemiyorsanız kediniz soluk alıp verme zorluğu yaşıyor olabilir ve bu durumda hemen veterinerinizi görmelisiniz. Titreşimleri hissediyorsanız ve kediniz Fancy Feast mamasını yemiş yastığınızda huzurlu bir şekilde uyuyorsa o zaman insan dostumun yanında mutluyum deme mırıltısıdır bu. Kediniz sizin varlığınızdan duyduğu memnuniyeti dile getiriyordur.

Kediler neden tıslar?
Sadece veterinere gidildiğinde oluşan garip bir şey olabilir fakat yanımda iki iş arkadaşımın tartıştıklarını gördüğümde ben de onlara tıslamak istedim. Bu benim onlarla hayvani şekilde kurduğum iletişim aynı kediler gibi kavga ediyorlardı ve iyi birer kedi olmuşlardı. Sanırım hayvani olmayan insanlar bunu gerçekten garipseyecekler. Ne diyorduk kediler neden tıslar?

Kediler tıslama sesini gözdağı vererek tehdit oluşturan şeyi korkutup kaçırmak için çıkarır. Yılanların tıslaması gibi diğer canlılar kötü bir şeye delalet olduğunu bu sesten uzak kalmaları gerektiğini bilirler (ör. saldırılmak ve ısırılmak üzerinesinizdir). Dil ve yutaklarının şeklini değiştirerek (ses tellerinin hemen önündeki doku) kediler bu işlem sırasında biraz da tükürük saçarak ani ve şiddetli bir şekilde havayı serbest bırakmak suretiyle bu sesi çıkarabilirler. Ben bir veteriner olarak bu sesi sık sık duyuyorum (kedileri tutarken veya tedavi ederken) ve her zaman dikkatle yaklaşıyorum. Kedi severler dikkatli olun. Size tıslayan bir kedi (veya insan) görürseniz hemen olayı anlayıp geri çekilin.

Kediler karanlıkta nasıl görür ve kedilerin göz bebekleri neden çizgi şeklinde olur?

Kediler gece avlanır ve ışığa duyarlılıkları insanlardan çok daha fazladır insanların ışığı algılama eşikleri kedilerden yedi kat fazladır. Ek olarak kedilerin göz bebekleri gözlerinin arka kısmına gelen ışık miktarını hassas bir şekilde kontrol etmek için çizgi şeklini alır. Akşam saatlerinde daha fazla ışığın gözlere girmesi ve gece görüşünün keskinleşmesi için göz bebekleri yuvarlak veya oval olur.


Aynı şekilde gün içinde göze çok fazla ışık girişini engellemek için çizgi şeklindeki göz bebeği daha da daralarak incecik bir yarığa dönüşebilir. 

Kedinizin bazen fotoğraflarda neden kırmızı gözlü çıktığını hiç merak ettiniz mi? Kedilerde gözün arkasında yeşil, mavi veya kırmızı renklerini yansıtan tapetum denilen tabak vardır. Bu tapetum insanların gözüne göre 130 kat daha fazla yansıtma özelliğine sahiptir. Işığa daha fazla hassasiyet, çizgi şeklindeki göz bebeği, aşırı duyarı tapetum ve koni hücrelerinden (renk ve detay özelliklerini sağlar) çok foto reseptör özellikteki çubuk hücrelerinin (düşük miktarda ışıkta görüş keskinliğini sağlar) olduğu bir retina ile kedi avcılık yeteneğine yardım eden ya da gecenin üçünde kafanıza atlamasını sağlayan olağanüstü bir gece görüşüne sahiptir.

Kedilerin dişleri çürür mü?
Kediler tam etobur olduklarından dolayı etten başka bir şey istemezler (arada kedi nanesi veya çimen yerler) bu et de yıldız, havuç, top, yumru veya balık şekilli kuru mamalardan gelir. Neyse ki kediler çikolata, tatlı veya asitli gıdalar yemezler böylece ağızlarında asit üreten sakkarolitik bakterilerden fazla olmaz. Ayrıca kediler insanlar kadar uzun yaşamadıklarından dişlerinin çeyrek yüzyıl kadar dayanması gerekmez. (Biz insanlar dişlerimizi protez dişlerde indirim olana kadar dayandırmalıyız!) Kedilerin dişlerinde nadiren çürük oluşmasının bir sebebi de bizim dişlerimizden farklı şekilde olmalarıdır; kedilerin dişlerinde çürük oluşmasına müsait ortam yaratan daha az yarık ve köşe vardır. Esas olarak bıçak gibi sivri dişleri eti parçalayıp koparmaya yarar. Otçulların düz çiğneme yüzeylerinden farklıdır (düz yüzey çiğnemeye ve öğütmeye yarar). Kedilerin dişlerinde çok sayıda veteriner ziyaretleri ve diş fırçalamayı gerektiren rezorptif lezyonlar (FORL) veya servikal çizgi lezyonları gelişebildiğini Tigger’ınızın diş faturasını alınca anlayacaksınız. Nasıl ki bazı insanlar diş çürüğüne karşı daha yatkınsa kedilerde de aynıdır ne yazık ki rutin ağız bakımı dışında diş çürüğünü önlemek için yapabileceğimiz bir şey yoktur. FORL düş çürüğü ile aynı şey olmasa da benzerdir—bu lezyonlar diş etini, diş minesini ve dentini yok eder ve pulpa (sinir ve kan damarlarının olduğu dişin iç kısmı) korunmasız ve ağrılı olur bu da Tigger’inizin huzursuz olmasına yol açar. Diş etlerinde kızarıklık, iştahsızlık veya ağız kokusu fark ederseniz kedinizi bir veterinere gösterin diş bakımı veya çekimi yapılması gerekebilir. Maalesef cüzdanınız açısından kedinizin dişlerini ne kadar fırçalıyor olsanız veya diş ipi kullanıyor olsanız da bu durumdan dişi çektirerek kurtulabilirsiniz.

Kedilerin göbek deliği var mıdır?
Kalın yağ tabakasının altında bulmakta hayli zorlanabilirsiniz fakat kedinizin bir göbek deliği vardır. Aynı bizim gibi kedinizin kan, besin ve artık maddeleri taşımak için onu annesinin plasentasına bağlayan bir göbek kordonu vardır. Anne kedi yavruları doğduğunda bunu çiğneyerek koparır. Bu çiğneme kan damarlarını keserek bir göbek deliği oluşturur. Bunu dikecek bir jinekolog da olmadığından yavru kedinizin belirgin bir göbek deliği çıkıntısı ya da çöküntüsü olmaz. Kedinizin göbeği tıraş edilse 1–2 cm genişliğinde yara izi şeklinde göbek deliğini görürsünüz. Göbeğinde şişkin bir torbacık görürseniz (bir göbek çıkıntısı) kedinizde göbek fıtığı olabilir bu cerrahi olarak düzeltilir böylelikle bağırsaklar fıtık kesesine girerek orada sıkışıp kalmaz. Çoğu kedide gördüğüm kadarıyla göbeği şiş kedilerde hala yağ saklayacak kadar yer kalmaktadır.

Merak kediyi öldürür mü?
Kedilerin neden bu kadar meraklı oldukları veterinerler için hala gizemini korumaktadır. Bu boş yere söylenmiş bir laf değildir—merak kediyi gerçekten öldürür fakat merakını gidermek de onu geri getirir. Meraklı ve avcı tabiatları nedeniyle kediler genellikle zarar gördükleri durumlara düşerler. Küçük sincabın ağaca tırmanması ve Chloe’nin sincabın peşinden ağaca çıkması ve ardından Chloe’yi kurtarmak için itfaiyenin gelmesi onun suçu değildi. Hiç kimse ona fare kapanının yapışkanından bahsetmemişti. Komşunun köpeğinin aniden onu kovalaması onun suçu değildi. Oyuncu tabiatları kedilerimizin sevdiğimiz özelliklerinden biri—yalnız meraklı anlarında onları kurtarmak zorunda kalabileceğinizi bilin yeter.

Kedimin bıyıklarını kesersem bir zararı olur mu?
Hayır yanlışlıkla keserseniz kedinizin bıyık kıllarına bir zarar gelmez. Bıyık kılı içerisinde sinir veya kan damarı bulunmaz fakat sinir donanımı olan bir kıl folikülüne ve sinüse bağlıdır. (Hiç burun kılınızı çekmediniz mi? Aaaah!) Kediniz bıyıklarını duyu mekanizması olarak kullanır hava hareketleri ya da titreşimler onun nerede olduğunu anlamasını sağlar. Kedinizin bıyıklarının uzunluğunun kedinizin genişliği kadar olduğunu fark edersiniz (ya da kedinizin ideal genişliğinde) bu evrimsel gelişim de kedinizin dar yerlere sığıp sığamayacağını ve etrafında ne kadar boşluk olduğunu anlamasını sağlar. Lütfen bu bıyıkları kesmeyin—kedinizin kıvrılıp yatabileceği ne kadar boş alanı olduğunu bilmesi için hayli önemlidir.

Kediler gaz çıkarır mı?
Köpekler (ve erkekler) gaz çıkarır kediler (ve kadınlar) çıkarmaz. Evet doğru. Tamam hanımlar (ıhım) biz kokulu bir gaz saldığımızı kabul ediyoruz. Kediler de kadınlar gibidir gaz çıkarabilirler fakat sessiz, kibarca, onurlu bir şekilde ve asla başkalarının yanında değil. Köpekler (ve erkekler) sesli, kaba bir şekilde ve başkalarının yanında gaz çıkarırlar kediler bunu yapamayacak kadar haşmetlidirler. Seamus’un bir kez gaz çıkardığını duydum ve şok oldum—sonuçta kediler bizi gazlarıyla onurlandırma konusunda aşırı titiz ve hassastırlar. Kediler çok temiz canlılardır sürekli temizlenirler. Sık sık taranır, temizlik yapar ve yalanırlar fakat o anda yeterince yakında duruyorsanız kötü kokabilir. Kediler Fido’nun yaptığını düşündürecek kadar da akıllıdırlar.

Kediler neden tüy döker?
Kedilerin tüylerinin olmasının bir sebebi vardır—ve bu da erkek arkadaşınızın allerjisini azdırarak onu çılgına çevirmek amaçlı değildir. Dökülen tüylerin bir fonksiyonu vardır. Tüyler kedinizi sıcaktan, soğuktan, zararlı UV ışınlarından ve eklem bacaklıların ısırmasından korur (sonuçta bu sinekle tüylerin arasına dalış yapamayınca sizin çıplak derinizi tercih ederler!). Ayrıca komşunun kedisiyle kavga ederken deride oluşacak hasarlara karşı koruyucu bir bariyer işlevi görür.

Minik tüy yumağınız kışın kalın bir palto giyemeyeceği ve yazın soyunamayacağı için kedinizin tüyleri çevresel değişimlere adapte olabilmelidir. Gün ışığının kısa olduğu dönemlerde beyni ısınmak için tüylerinin daha sıkı olmasını sağlar. İlkbahar ve yaz aylarında daha sıklıkla evinizi temizlersiniz çünkü uzun gün ışığı saatlerinde kedinizin beyni değişen foto periyottan etkilenir (maruz kaldığı gün ışığı miktarı) ve daha çok tüy dökmeye başlar. (a) güneş yanığı, (b) sinek ısırıkları, (c) deri sıyrıkları ve (d) komşunun kedisiyle kavgalarda yaralanma gibi nedenlerden biz veterinerler dışarıda çok fazla zaman geçiren kedileri tıraş etmekten kaçınıyoruz.

Tüy gelişiminin üç evresi vardır: büyüme evresi, geçiş evresi ve dinlenme evresi. Tüy bu üç evreyi de geçince kendiliğinden ya da tarakla, yalanmayla taranarak dökülene kadar ölü tüy olarak folikülünde kalır. Kediniz sonra size yardım için gecenin üçünde antika halınızın üzerinde temizlenerek tüm ölü tüylerinden kurtulur. Kedilerin normalde ölü tüylerini dökmeleri normaldir; fakat kediniz kel kalmaya başlarsa siz ve aileniz kaşınmaya başlarsa kedinizi bir veterinere ve ailenizi de dermatoloğa gösterin. Kedinizle sevginizi paylaşıyorsunuz diye onun pirelerini, uyuzunu ya da mantarını paylaşmak zorunda değilsiniz. Yine de kesin bir kanıt olmadan boş yere kedinize suç atmayın. Bir keresinde uyuz çıktığı için kaşınan bir çift bu nedenden ötürü kedilerini ötenazi ettirmeye gelmişti. Kedinin tüyleri yerine onların insani duygularının döküldüğü kanısına vardım! Büyük bir olay! Neyse ki hastalığın bulaşma yoluyla ilgili iyi bir açıklamanın ardından kedi kurtarıldı ve sahipleri pişmanlık duydu.

Kedimin tüy dökmesini nasıl en aza indiririm?
Veteriner olmayan arkadaşlarım bir evcil hayvan almadan önce korkarak, “Kedinle bir problem yaşıyor musun?” diye soruyorlar. Mesele şu ki Sesamus ve Eko’yu (ikisi de kısa tüylü) çoğu kez sıfır numara tıraş ediyorum. Bunu yapıyorum çünkü evde çok fazla dökülen tüy istemiyorum. Belki bahar ve yaz aylarında evde tüy dökülmesini azaltmak için bu yaptığım normal, sağlıklı yol olmayabilir fakat veteriner kliniğinde bulunan bu tüy kırpma makinesi bu titizlik hastası adam için birebirdir! Endişelenmeyin tıbbi açıdan bir sakıncası yoktur özellikle kedilerim evden dışarı çıkmadıkları için yani dış etkenlere hiç maruz kalmıyorlar. Sizi uyarmalıyım bunu yaparsanız tüm arkadaşlarınız çirkin görünüşlü kedileriniz var diye sizinle alay edecekler (fakat ben yine de onları bu yeni kırpma makinesi eseri aslan derili halleriyle güzel buluyorum.

Kedinizi tararken veya kendisi yalanırken tüylerinin dökülmesini engellemek için yapabileceğiniz çok fazla bir şey yoktur. Bunun için reklamı yapılmakta olan çeşitli sıvılar, merhemler, sıvı merhemler, spreyler ve diğer destek ürünler vardır fakat aldatıcı reklamlara inanmayın. Tüy dökülmesini minimuma indirmedeki en önemli ipucu kedinizi her gün taramaktır (ya da en azından haftada bir) özellikle orta ya da uzun tüylüyse. Ne kadar çok tararsanız (iğne gibi sivri, metal taraklarla) mobilyanıza, yere, halınıza ve ayaklarınızın altına daha az tüy yapışır...

...Stresten sadece kalp atım hızı artmaz solunum sistemi de aşırı çalışmaya başlar bu nedenle akciğerleri daha çok oksijen almak için daha hızlı solumaya başlar. Kedinizin vücudu kaçmaya hazırlanıyordur (“Yardım edin! Köpek kokusu alıyorum!”). Aynı zamanda saç foliküllerine giden dahil tüm kan damarları genişler ve kan kaçma eylemi için kaslara yönelir bu nedenle tüyler aşırı miktarda dökülebilir. Fazla endişelenmeyin (yoksa sizin saçınız da dökülmeye başlayabilir) kedinizin eve gelişinden kısa bir süre sonra bu sorun kendiliğinden düzelir.

Kedim neden bu kadar çok uyuyor?
Ah kedilerin hayatı. Biz de tüm hafta boyu biraz şekerleme yapsak daha az stresli ve huysuz olmaz mıydık siz ne dersiniz?

Vahşi kediler evcilleştirilip ev hayvanına dönüştürülmeden önce yemek zincirinin en tepesindedirler bu nedenle yemek aramak için fazla zaman harcamıyorlardı böylece günün geri kalanında uyuyorlardı. Tipik olarak vahşi kedilerin kısa, hızlı ani ataklar şeklinde avlanma aktiviteleri vardır ve avı yakalayıp, öldürüp, yedikten sonra bütün günü tembellik yaparak geçirirler. Daha sonra evrimleşme sonucu oluşan bizim evcil kedilerimiz de günde on altı saat tembellik ediyorlar. Kediler gece hareketlenen canlılar oldukları için siz işteyken kedinizin ne kadar uyuduğunu fark edemeyebilirsiniz. Aslında kedinizin yaşamının yüzde 70’i uykuda geçer. Farklı vardiyalarda çalışan bir acil servis doktoru olarak (gece nöbeti ya da gündüzden akşamın geç saatlerine kadar olan nöbet) ben Seamus ve Eko’nun (gece nöbetinden sonra) tüm gün boyunca beni hiç rahatsız etmeden benimle birlikte uyumalarından çok hoşnutum. Yalnız (gündüz vardiyasının ardından) gecenin 3’ünde uyumaya çalıştığımda kafamın tepesinde oynayarak, koşarak ve birbirlerine saldırarak diğer vardiyanın acısını çıkarıyorlar.

Tüm gün on altı saat dinlendikten sonra gecenin ilerleyen saatlerinde canları sıkılıyor. Onları suçlayabilir misiniz?

Tüm kediler iyi birer fare avcısı mıdır?
Bir şeyi yapmakta tüm kedilerin iyi olduğunu söylersem yalan söylemiş olurum. Fare probleminiz olduğu için bir kedi almayın aksine gelecek on ya da yirmi yıl boyunca arkadaşlığından zevk almak istediğiniz için bir kedi alın. Tüm kediler iyi fare avcısı değildirler kötü bir avcıyla hüsrana uğrayabilirsiniz. Maalesef alacağınız kedinin iyi bir fare avcısı olup olmadığını anlayacak davranış, ön eleme, test sürüşü (veya iade garantisi) gibi olanaklar yoktur. Korkarım sadece genlerle ilgili. Hepimiz harika el-göz koordinasyonu olan İskoç oyun kurucuları değiliz. Kedim Eko çok iyi bir avcıdır. Onu evden dışarı çıkartmıyorum böylece hiç bir şeyi öldüremiyor fakat evdeki güveler dahil sürünerek ilerleyen tüm böcekler hemen ölüyor. Diğer kedim Seamus daha şişman ve tembel olan bir fare gördü ve ne yerinden oynadı ne de umursadı. Sizin aldığınız da avlanmıyorsa benimki gibi şişman ve tembel bir kedi olabilir.

Neden kediler odada en yüksek yere çıkmak isterler fakat sonra yüksekten korkuyormuş gibi davranırlar?

Hiç kedinizin odadaki en yüksek kanepe ya da koltuğun tepesinde sizin yanı başınızda oturduğunu fark ettiniz mi? Evcil kedilerimiz tırmanmayı severler ve genellikle en yüksek yerde olmayı severler—bilirsiniz buzdolabının tepesine, mutfak tezgahına veya çalışırken sizin dikkatinizi dağıtarak bilgisayar monitörünüzün üstüne otururlar. Bu onlara odayı kuş bakışı izleme olanağı verir böylece herkesi ve olup biten her şeyi izleyebilirler ve değişik bir bakış açısı kazandırır. Siz de tavana çok yakın kedi tırmanma evi olan o titiz kedi sahiplerinden biriyseniz kediniz çok şanslıdır!

Kediler bir orada bir orada uzanıp tembellik ederken soğuk ormanda yüksek ağaç dallarında dinlenirken üzerine atlayacakları bir şeyler çıkmasını bekleyen tembel bir panter veya jaguar gibidirler. Yüksekte olmak onları güvenli bir şekilde dinlenmelerini ve akıp giden hayatı izlemelerini sağlar. Dışarıya çıkan kediler kendilerini zor duruma sokmayı başarırlar—belki de bu sayede bir ağaca tırmanarak yüksekten korktuklarını keşfederler. Görünen o ki evcil kedilerimiz ağaca tırmanmayı severler fakat panter gibi iyi bir şekilde ağaçtan inmeyi bilememektedirler. Şaşkın kedi 12 m yükseklikteki ağacın tepesinden inemeyeceğini anlayana kadar tırmanır da tırmanır. Bu yüzden dünyaya yüksekten bakmanın ne kadar güzel olduğunu fark eden kediler vardır fakat merak kediyi öldürür misali sonunda ağaçtan bir itfaiyeciyle birlikte inerler.

Kediler her zaman dört ayakları üzerine mi düşerler?
Uyarı: kedinizi dört ayak üzerine mi düşecek diye merak ettiğiniz için havaya fırlatmayın! Kediler çok atak canlılardır ve bir oyuncak ya da kuşu yakalamak için tezgahın üzerinden ya da ağaç dalından aşağı atlarlar. Birçok kedi dört ayakları üzerinde nazikçe yere konarken bazıları ciddi şekilde yaralanarak biz veterinerler olarak buna yüksekten düşme sendromu adını vermekteyiz. Yüksekten düşme sendromu apartmanın en az ikinci katının penceresinden düşen meraklı kedilerde oluşur. Tigger sizden gizli sineklere bakmak için pencerenin kenarına gelir merakına yenilir ve kazayla aşağı düşer. Yüksekten düşme sendromundan ölen kedilerin büyük çoğunluğu genç (ortalama iki-üç yaş), aptal ve erkektir (yüzde 76). Bence genç, erkek kediler biraz daha pervasız ve akılsız oluyorlar (tıpkı iki ayaklı dostları gibi). Veterinerlerin söylemlerine göre ortalama olarak dördüncü kattan düşülüyor ve neyse ki kedilerin çoğu (yüzde 95’den fazlası) kurtuluyor. Maalesef üçte birden fazlası bacak kırığı veya göğüs travması (kırık kaburga, akciğer zedelenmesi veya akciğerde hava kaçağı) görülüyor. Anlaşılır biçimde ne kadar yüksekten düşülürse (ör. altı ya da yedi kattan yüksek) yaralanmalar da o kadar ciddi boyutlarda olur. (Bir veterineri size bunu anlatmak zorunda bırakmayın tamam?) Ortalama kırık ve acil servis tedaviniz 3-5 milyar olacaktır bu ölümcül hatayı önlemek için yüksek katlardaki pencerelerinize tel takmazsanız onları kapalı tutun ve açacağınız pencerelere mutlaka sağlam bir tel takın. Kediler birkaç sebepten doğal olarak dört ayakları üstüne düşerler. İlk olarak kediler son hıza (yer çekiminin aşağı yönlü kuvveti yukarı yönlü sürtünme kuvveti ile eşitlendiğinde) ortalama bir gökyüzü dalıcısından çok daha hızlı ulaşırlar. Aslında veterinerler kedilerin son hıza yaklaşık olarak beş katta ulaştıklarını tahmin etmektedirler. Kedilerde ayrıca güçlü bir doğrulma refleksi vardır bunun anlamı doğru yönde olana kadar dönerek kendilerini doğru pozisyona çevirmeleri demektir. Kediler çevik ve esnek olduklarından düşüşün etkilerini minimuma indirmek amacıyla yüzey alanını artırmak için kendilerini yelpaze gibi açma yetenekleri vardır (kol ve bacaklarını uzatarak). Fakat yukarıda anlatılan bilimsel çalışmalara göre dikkat ettiyseniz her kedi dört ayak üstüne düşemez. Problemi hallederek kedinizin diğer sekiz canını koruyun: pencerenizi kapalı tutun.

Kediler neden akan sudan içmeyi severler?
Kediler doğuştan meraklı canlılardır ve çoğunlukla kuru kalmayı başararak suyla oynamaya bayılırlar. Annem kedi hastası değildir bir gün evde Seamus’a bakarken dehşet içinde kedinin su içmesi için banyo musluğunu hafifçe açarak öylece bırakmak zorunda kaldığını anlattı. Yoksa Seamus’u su kabının yanında hiç görmemiş ve endişelenmiş...

...Yıllar boyunca veterinerler bu tüy renk ve desenlerini gizemli bir şekilde evde besleme geniyle bağlantılı olduğu savına inanmışlardır. İlginç bir şekilde şimdilerde eski veteriner koca karı inanışını destekleyen bilimsel araştırmaya sahibiz: yeni yapılan bir çalışma bir tilki evde beslendiğinde tüy rengi soluk ve çirkin hale gelmiştir. Bu çalışmaya göre çoğu insan tüy renginin hayvanı güzelleştiren hormonlarla ilişkili olduğuna inanmaktadır. Ben şahsen kedi renkleri içinde sarmanı en sempatik ve en dost canlısıyken alaca kedilerin ise hepsi arasında yıldız olduğuna inanıyorum. (“Lütfen bana dokunma. Beni rahatsız ediyorsun.”) Şöyle ki alaca kediler hastanede gördüğüm gelen en huysuz en alıngan kedilerdir. Belki evde harika melekler olabilirler fakat veterinerde en kötü kavgayı çıkarıyorlar. Veterineriniz muhtemelen size çok sevimli dişi kedinizin veteriner kliniğine ayak bastıktan sonra şirret, ağzından salyaları akan, herkesin gözlerini çıkarmaya çalışan (cidden) acımasız bir kaplana dönüşeceğini söylemez. Dişi, kurulan genetik bağlantıya göre tüy rengi dost canlısı olduğunu gösterse de veterineriniz onu arka odaya götürdüğünde ısıran, tırmalayan, bağıran, korkunç bir köpek balığına dönüşür. Çoğu veteriner teknisyeninin ve veterinerin bu çılgın dişiler için aldıkları sağlık önlemleri vardır. Burada ilaç (kimyasal zaptı rapt), ağ, deri eldiven, ağızlık, havlu, tüylerin havada uçuşması, kovalamaca vd.’den bahsediyorum. Aslında bu renk bir kediniz varsa ve onu veterinere getirdiğinizde sakin durmuyorsa bize bir iyilik yapın. Veterinere gelmeden önce ona evde ağızdan sakinleştirici ilaç içirin—böylece herkesin hayatı kolaylaşır!

Tüy rengine göre karakter tahlili bir yana veterinerlerin bildiği kadarıyla çoğu sarmanlar erkek çoğu alacalar da dişidir. Tüy rengi oluşumu baskın ve çekinik olan genlere (oluşum gücünü belirler) bağlı olduğundan çok karmaşıktır. Her renk için birkaç çeşit gen vardır “O” sarı rengin genidir (baskın renk genidir sarı tüyler oluşturur) ya da “o” siyah rengin genidir (çekinik renk genidir sarı olmayan tüyler oluşturur). Bu renkler dişi X kromozomuyla ilişkili olduğundan cinsiyete dayalıdır: O geni X kromozomu üzerinde bulunur ve Mendel’in bezelyeleriyle ilgili olan onuncu sınıf fen derslerinizi hatırlarsanız erkeğin XY dişinin XX olduğu aklınıza gelir. Başka bir deyişle erkekler sadece bir X kromozomu taşıdıklarından “O” baskın geniyle daha çok sarı renkli olma eğilimindedirler. “o” çekinik gen olduğu için sarı renkli olmama iki tane “o” geni gerektirir “Oo” alaca kedi oluşturur. Alaca oluşması için “O” ve “o” geninin ikisi de birer X kromozomu üzerinde olacağından ve erkeklerde sadece bir adet X kromozomu olduğundan alaca kedilerin büyük çoğunluğu dişidir (yüzde 90’dan fazlası). İşte böyle! O halde devam edin ve sekiz yıllık veteriner okulunu atlayarak yeni yavru kedinizin cinsiyetini rengine göre tayin edin. Daha henüz bir yavru kedi edindiyseniz iddiaya girme kısmını geçin ve sarmanlar için favori oğlan isimlerini alaca kediler için favori kız isimlerini araştırmaya başlayın. Eğer bir erkek alaca kediniz varsa şanslısınızdır ve muhtemelen XXY cinsiyetinde bir hayvanınız vardır ona Hermie diyebilirsiniz. (Tebrikler erdişi bir kediniz var ki bu çok nadir görülür!) Tüy rengi oluşumu çok karmaşık olduğundan şöyle söylemek gerekirse sarmanlar hemen hemen her zaman erkektir alacalar hemen hemen her zaman dişidir.

Siyah kediler kötü şans getirir mi?
Bir siyah kedi sahibi olan ben bu renk üzerinde oluşan batıl inanç ve aldatmacaya inanmıyorum. Bu batıl inanç İngiltere kralı I. Charles’ın hükümdarlığından kalmadır kral siyah kedisine o kadar bağlıydı ki onu sıkı bir korumaya almıştı. Kedisinin öldüğü günün ertesinde kral Charles tesadüfen tutuklandı ve kötü şans batıl inancı da böylece başladı. Bununla birlikte eski hikayelere göre balıkçı karıları kocalarına bir şey olmasın diye evlerinde siyah kedi beslerlermiş bu nedenle herkesin gözü siyah kedilerde olduğundan siyah kedilerin çalınması olayları çok sık olurmuş. Denizciler geminin yanına bir siyah kedi yaklaştığında iyi şans olduğuna fakat yaklaşıp da geri dönerse kötü şans getireceğine inanırlarmış. Ayrıca bir başka eski inanışa göre cadılar istediklerinde siyah kediye dönüşüyorlarmış bu nedenle insanlar siyah kediden korkuyorlar. Günümüzde de siyah kedilerden korkmalı mıyız?

Bir veteriner olarak ben sarman kedileri dost canlısı olarak birinci sırada siyah erkek kedileri de ikinci sırada görüyorum. Alaca kediler dost canlısı olarak en son sırada (bakınız bu bölümdeki neden sarmanlar her zaman erkek ve alacalar dişi oluyor? ile ilgili yazıya) veteriner kliniğinde en ürkek kedi uzun tüylü gri kedilerdir. Tabi bunu kanıtlamak için bilimsel dayanağım yok (böyle bir çalışma yok!) fakat benim kanımca siyah kedi en güzeli.

Kedim neden NASCAR’ı seviyor?
Kedinizin televizyon ekranında herhangi bir hızlı giden objeyi nasıl da büyük bir ilgiyle izlediğini fark etmiş olabilirsiniz. Bazı kediler daha fazla ilgi gösterirken diğerleri daha az ilgi gösterebilir. Güçlü avcılık içgüdüleri olan bazı kediler televizyonu yeteneklerini geliştirecek bir fırsat olarak değerlendirebilir. Kediniz televizyonda kuşların ötüşüne, NASCAR’da vınlayan arabalara köpeğimin tv’de zil sesi duyduğunda yaptığı gibi tepki eriyorsa sizi iyi hissettirecekse işe giderken televizyonu açık bırakın (yalnız eşinizle önceden konuşun ki yeni plazma televizyonunun üzerinde yavru kedinizin kumlu pati izleri olmasını önemsemiyorsa). Kedinizin yarışçılar arasından Tony Stewart ya da Bobby Labonte gibi bir tercihi yoktur yani hızlı hareket eden objelere bakmaktadır. Bence bu kadar elektrik sarfiyatı yapmaya değmez bunun yerine eve gidince onunla on dakika oyun oynasanız bu yavru kediniz açısından hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha doyurucu olur. Böylece enerjiyi boşa harcamayarak hem dünyayı kurtarmış olursunuz hem de kedinizin sağlığı için egzersiz daha faydalıdır.

Kediler neden lazer kalemlerini severler? Bu onları kör eder mi?
Endişelenmeyin kedinizin lazer kalemiyle oynarken kimse sizi uçak düşürmekle suçlamaz (yetişkinler oynasın lütfen). Lazer kalemleri çok harika, ucuz kedi oyuncaklarıdır ve kedinizi sevinçten deliye döndürebilir veya hüsrana uğratır. Lazer kalemiyle oynamak evde oturan şişmanlamaya başlayan kedinizin egzersiz yapmasını sağlar (bkz. 5. bölüm “Şişman ev kedime nasıl egzersiz yaptırım?”). Bir kedi sever lazer kalemini kedi oyuncağı olarak kullanılabileceğini düşünüp patentini almıştır (Birleşik Devletler patent no: 5,443,036). Açıkçası bunu tek düşünen ben değilmişim demek ki (patenti kıskanan başkaları da var mı?). Patent olayının büyükleri freepatentsonline.com’da aptalca, gereksiz patentlerin listesini yapmışlar.

Lazer kaleminin gücüne bağlı olarak (genelde 5mW’dan büyük olur) eğer lazer direkt göze doğrultulursa retina hasarı oluşabilir. Neyse ki göz kırpma refleksi göz hasarı oluşma olasılığını azaltmaktadır fakat kediniz oynarken gözüne giren ışığı fark etmeyip gözünü kırpmayabilir (“Gözünü kırp. Kırp gözünü Felix!”). Kedinizi lazer kaleminizi yere doğru tutarak oynatın (yukarılara tutup uçak uçurmayın) ve lazer ışığını kedinizin gözlerinden sakının.

...dürüst olmak gerekirse ben kendi saçımla zar zor ilgileniyorum ve uzun tüylü bir kedinin her hafta tüylerini tarayacak kadar vaktim de yok. Seamus ve Eko ikisi de kısa tüylü (hatta taradığımda daha da kısalıyor) ve ben onları kısa tüylü oldukları için çok seviyorum.

Eğer uzun tüylü bir kedi almayı düşünüyorsanız tüm bu tüylerle ilgili yapmanız gereken çok iş vardır. Son olarak kendinize evinizin her yerine dağılmış tüy topaklarıyla başa çıkabilir misiniz diye sorun. Eğer başa çıkamayacaksanız kısa tüylü bir kedi alın ya da sık sık kedinizin tüylerini aslan görünümlü olacağı şekilde tıraş edin. Kedinizin midesinde oluşan tüy yumakları çoğu zaman sorunsuz bir şekilde bağırsaklara geçerken bazen tıkanma yapar ve kusma ya da tıkanıklığı açmak için pahalı bir operasyon yapılmasıyla sonuçlanır. Bu paraya veterinerde kedinize birçok kez aslan görünümü tıraşı yaptırabilirsiniz.

Saf kan ırk kediler daha mı iyidir?
Saf kan köpekler gibi gayet güzel, harikulade saf kan kediler de vardır. Kişisel özellikleri, tüy desenleri, renkleri, büyüklükleri ya da karakteristik fiziksel özelliklerine göre seçebileceğiniz çok çeşit kedi vardır. Köpeklerden farklı olarak kediler özel amaçlar için kullanılmazlar bu da iyi bir şeydir çünkü ben normal kedi yerine bir işçi kedi istemem (mesela polis kedisi ne dersiniz?). Buna rağmen bazı insanlar bazı kişilik özellikleri için ırk seçimi yapmaktadırlar. Saf kan ararken dikkatli olun ve ön bilgi edinin saf kan köpeklerde olduğu gibi bazı saf kan kediler de bazı genetik hastalıklar (kalp bozuklukları veya polikistik böbrekler) görülür ve bazı kötü üretim çiftliklerinden alınan kedilerde enfeksiyöz peritonit, kedi lösemisi gibi hastalıklar çıkabilir. Bir saf kan almadan önce o ırkı etraflıca araştırın ve iyi düşünülmüş, akıllıca bir karar alıp almadığınızdan emin olmak için bir veterinere danışın. Renk, ırk, büyüklük, desen, uzun veya kısa tüylü olması konusunda belirli bir tercihiniz yoksa bir barınaktan da kedi edinebilirsiniz bu yüzden çevrenizdeki barınakları araştırın ve seçeneklerinize bir bakın.

Benim için hangi ırk en iyisidir? Saf kan kedilerin en popülerleri hangileridir?

İnternette bazı testler var “ben hangi ırk kedi olablirim” şeklinde köpek testlerine tam olarak benzemiyor. Sizi aslında bir tek dünyaya kedi olarak tekrardan gelseniz hangi ırk kedi olacağınız hakkında sınamıyor (ben bir Siyam kedisiyim çünkü Asyalıyım öyle mi?) daha çok kedi ırklarının orjinlerini ve tarihlerini bilip bilmediğinizi de sınıyor (bu kitap hakkında araştırma yaptıktan sonra testten 80 puan aldığımı söylemekten gurur duyarım).

Hala karar veremediniz mi? Sizi herkesin seçtiklerini seçmeye yönlendirmiyorum fakat 2006 yılında Kedi Severler Birliğinin (CFA) yayımladığı rapora göre en popüler kedi ırklarını aşağıda sıraladım. Karamsar bir veteriner olarak ırklara özgü en sık görülen genetik hastalıkları da listeye ekledim (özür dilerim sizin kedinizi kastetmiyorum)—tüm kediler bu hastalıklara yakalanır demiyorum fakat bunları bilmelisiniz ki dikkatli seçesiniz.

1. İran kedisi: İran kedileri basık yüzleri, akan gözleri, kronik hapşırıkları, ara sıra horlamaları ve bir hayli bakım gerektiren uzun tüyleri (bu prensesi sık sık taramanız gerek demektir) ile bilinirler. Tüm bunlara rağmen bir nedenle popülerlerdir—yüzleri yalnızca annelerinin sevebileceği bir yüzdür. Kötü haber şu ki bu ırkta polikistik böbrek hastalığı denilen genetik bir hastalık vardır bunun anlamı böbrekler hiçbir fonksiyon görmeyen kistlerle dolar bu da erken yaşta ciddi, ölümcül böbrek yetmezliği ile sonuçlanır.

2. Maine Coon: Maine Coon kedileri benim favorilerimdendir—tıknazdır, iri kemiklidir, çok güzel uzun tüyleri vardır ve çok etkileyicidirler. Kedi cinsleri arasındaki nazik devlerdir. Maalesef bu ırkta en çok da genç Maine Coon erkeklerinde genetik olarak hipertrofik kardiyomiyopati hastalığı görülür. Bu NBA basketbol oyuncularının yaşadığı kalp rahatsızlığıdır ani ölüm oluşturur kalp kasları kalınlaşır ve işlev yapamaz hale gelir.

3. Egzotik kedi: Egzotik kedi aynı zamanda tembellerin İran kedisi olarak bilinir. Egzotik kediler aynı İran kedileri gibidir ve kişisel özellikleri de benzerdir, daha az bakım gerektirir. Kısa tüyleri İran kedilerinden farklı olarak daha az taranma ister ve yüzleri yalnızca annelerinin (veya babaları!) sevebileceği bir yüzdür.

4. Siyam kedisi: Siyam kedileri Leydi ile sokak köpeği çizgi filmi sayesinde 1980’li yıllarda çok popülerdi.Bu klasik Disney filminde iki geveze, zarif ve çok yüksek sesli Siyam kedisi oynuyordu. Koca evinizde yalnızlık mı çekiyorsunuz? Bir Siyam kedisinin miyavlamaları hemen yalnızlığınızı giderir (her zaman) sevginizi istediği için evin içinde sizi odadan odaya takip eder. Astım ve diyabet bu ırkta sık görülür bu nedenle eğer sigara içiyorsanız veya kedinizi şişmanlatacaksanız (iğnelerden ve günde iki kez iğne olmaktan nefret eder) bu ırk pek size göre değildir.

5. Habeş kedisi: Bence Habeş kedisi en güzel kedidir—eşsiz taba-kahverengi tüyleri vardır (çeşitli renkleri vardır) ve çok sevgi doludurlar. Bu ırk bir zamanlar tapılan orjinal, asil, zarif Mısır kedisine benzer. Aktif akrobatlardır ve genelde buzdolabı ve mobilyalarınızın tepesinde gezinirler. Bu ırkta şimdilerde nadiren görülse de organlarda anormal doku yayılımı şeklinde oluşum gösteren amiloidoz adı verilen yaşamı daha az tehdit eden bir hastalık görülür. Habeş kedilerini kurtarma listesine kaydoldum!

6. Ragdoll: Ragdoll kedisi isminin anlamı gibidir onları eline aldığınızda kendilerini bırakırlar bir bez bebek gibi yumuşacık olurlar. Onlar kedi ırklarının Bob marley’idir—yatağa uzanmış, sakin ve yumuşak.

7. Birmanya kedisi: Birmanya kedisi uzun tüyleriyle İran kedisi gibidir tüy rengiyle de Siyam kedisinin benzeridir. Orijini Birmanya’dır Kmer’liler için bu kedi kutsaldır Kittah rahiplerinin tapınaklarında yaşamışlardır. Tüm diğer kedi ırkları gibi kral gibi muamele görmek isterler!

8. Kısa tüylü Amerika kedisi: Eğer kedi ırkları içinde çalışan ırk diye bir kategori olsaydı kısa tüylü Amerika kedisi bu sınıfa giren tek ırk olurdu. Bu kediler Mayflower gemisiyle kemirgenleri yok etmek için İngiltere’den Amerika’ya getirilmiştir. Bu ırkın çok çeşitli varyasyonları olmasına karşın en bilineni etkileyici görünümüyle tekirdir.

9. Doğu kedisi: Doğu kedisinin 300’den fazla renk ve desen çeşidi vardır Siyam kedisinden orijin alır ve kişilik olarak da ona benzer (fakat ses yüksekliği benzemez). İstediğiniz rengi seçebilirsiniz.

10. Sfenks: Kedilerin tüylerini sevmiyor musunuz? O halde kel Sfenks kedisini alın. Bu ırkın üretimi evcil kısa tüylü bir kedi kel bir yavru doğurduğunda 1966 yılında başlamıştır ve o zamandan beri bu ırk yetiştirilmeye başlanmıştır. Eşsiz bir görünümü olan bu kedi eğer kedi tüylerine alışmışsanız dokunulduğunda biraz garip ve kaygan bir his verir.

Dikkatli olun bu ırk allerji yapmaz değildir. Kedinin kurumuş tükürüğünde bulunan deri döküntüleri allerjiye sebeptir tüyleri değil—ve Sfenks kedisi de kendini temizleyecektir. Deri döküntüsü, tükürük ve alerji hakkında daha ayrıntılı bilgi için bu bölümdeki “Allerji yapmayan bir kedi bulabilir miyim?” yazısını okuyun.

Her ırk için temel bilgileri bilmek önemlidir bu bilgilere internetten kolaylıkla erişebilirsiniz. Irklarla ilgili bilgileri iyice araştırın ve şüpheye düşerseniz secereli kediler için dünyanın en büyük organizasyonu olan CFA gibi güvenilir kaynaklara başvurun. Bu organizasyon köpeklerin American Kennel Club’ı gibidir.

Kız arkadaşımın kedisi kaç yıl yaşayacak?
Ev kedileri ortalama on dört-on sekiz yıl yaşar. Bazı kediler yirmi yaşına kadar yaşayabilir. Maalesef dışarıda yaşayan kedilerin yaşam süresi çok daha az iki ila beş yıl kadar. Ev kedilerinde en başta gelen ölüm nedenleri kronik böbrek yetersizliği ve kanserdir; sokak kedilerinde ana ölüm sebepleri travma (araba çarpması, hayvan saldırısı, çocukların kötülük yapması) ve kedi lösemisi, kedi enfeksiyöz peritonit ya da kedi bağışıklık yetmezliği virüsü gibi enfeksiyöz hastalıklardır. Kız arkadaşınızın kedisini düşünmeyi bırakabilir misiniz? Onu hafta sonu eğlencenizin katili olarak görmeniz... çok uygunsuz kaçtı!

Son zamanlarda Purina ilginç bir araştırma yaptı maması kısıtlanmış köpeklerle kontrol grubu köpekleri karşılaştırdı (köpek maması paketlerinde yazan miktarla beslenenler) ve maması kısıtlanan köpeklerin daha az kilolu olduğunu ve vücutlarındaki yağ oranının daha düşük olduğunu belirledi. Bu çalışmada maması kısıtlanan köpeklerde ortalama yaşam süresi belirgin bir biçimde daha uzundu. Maması kısıtlanan köpeklerde kronik hastalıklar da daha geç yaşlarda görülmüştür.

...Maalesef sağır bir kediniz varsa yaşam tarzı değişiklikleri yapmak zorundasınız—lütfen onu dışarı çıkarmayın çünkü Pamuk havlayan köpeği ya da sessizce ilerleyen sincabın sesini duyamaz. Zaten yiyip, uyuyup, tuvaletini yapıp günün geri kalanında sizi görmezden gelmeye devam eder.

Kedim kilo kaybediyor bunun anlamı nedir?
Kedilerde kilo kaybının ilk dört sebebi kronik böbrek yetmezliği, diyabet, hipertiroidizm ve kanserdir. İlk üç hastalıkta kedinizin normalden fazla su içtiğini fark edebilirsiniz. Kedinizin çok fazla su içtiğini düşünüyorsanız bana inanın doğrudur ve bu sizin sandığınızdan da uzun zamandır süregelmektedir.

Gitgide daha fazla kedi kumu alıyorsanız, kediniz su kabının yanında oturuyorsa daha fazla beklemeden muayene ve bazı tahliller için kedinizi hemen bir veterinere götürün. Veterineriniz kedinizin bağırsak, mide, böbrekler ve tiroidini muayene edecektir. Kan testleri rutin kimya panelinden (karaciğer ve böbrek fonksiyonu, protein, kan şekeri ve elektrolitler), tam kan sayımından (kırmızı, beyaz kan hücreleri, protein, trombositler), idrar analizinden (idrar çok mu sulu, idrarda bakteri ya da kristal var mı şeklinde) ve bir de tiroid testinden (daha çok T4 testi denir)oluşur. Bu testler normalse kedinizin neden kilo kaybettiğini bulmak için göğüs ve karın röntgeni ve hatta ultrason gerekebilir. Bu sebepler ne kadar erken teşhis edilirse o kadar çabuk tedavi edilir bu nedenle sevgili tüylü dostunuzun problemini fazla bekletmeyin.

Kediler neden bu kadar kusar?
Birkaç yıl önce ev arkadaşım (dahiliye asistanıdır kendisi kedimdeki kusma ve ishalden çok etkilenmişti) bana Seamus’un sürekli kusmasının nedenini bulmak için hiç kan tahlili yaptırıp yaptırmadığımı ve röntgen çektirip çektirmediğimi sordu (“Siz ne diyorsunuz ayda bir kusmak bir kedi için normal bir şeydir. Her neyse!”). Ev arkadaşım bana suçluluk duygusu aşıladıktan sonra oturup düşündüm biz kedi sahipleri kedilerin kusmasını neden bu kadar normal karşılıyoruz diye. Yani yıllar yılı haftada bir defa kussanız bir doktora gitmez miydiniz? Eğer köpeğiniz tüm hayatı boyunca haftada bir kez kussa tek yapacağınız onu bir an önce veterinere götürmek olurdu. Bu yüzden neden biz kedi sahipleri kedilerimizin kusmasını önemsemiyoruz? Belki sık sık kusmasının sebebi olarak tüy yumaklarını görüyoruz fakat kedinizin midesinde tüy yumağı yoksa tekrar düşünün. Bu kusmaların sebebi hastalık olabilir. Kediniz tüy yumağı kusuyorsa yavrunuzu sürekli öğürürken görürsünüz (midesi kasılıyordur) biz veterinerler bu kusmaya içerikli kusma diyoruz. Başka bir deyişle biraz safra (sarı renkli sıvı), sindirilmemiş yemekler, tüy yumağı çıkarır. Öğürme veya kusma ağza, boğaza veya yemek borusuna takılmış bir şey nedeniyle olabileceği gibi başka bir probleme de işaret olabilir. Kusma içerikli değilse (yani hiç bir şey çıkmamışsa) kediniz öksürme nedeniyle kusmuş olabilir bu da astımın klasik semptomudur. Her şeye rağmen kediniz ayda bir veya iki defadan fazla kusuyorsa daha ciddi bir durum olabilir veterinere bir ziyaret yapmalısınız. Astımı elemek için göğüs ve karın röntgenleri ve steril akciğer yıkaması (ayrıca soluk borusu lavajı da denir) yapılmalıdır. Yavrunuza iran halınızı mahvetti diye kızmadan önce bir sağlık problemini atlamadığınızdan emin olun!

Kedilerde neden tüy yumağı oluşur ve bu tüy yumakları neden dışkıya benzer?
Kediler çok temizdir asla köpekler gibi ölü, kokuşmuş hayvanları veya dışkı yemezler. Kediler köpekler kadar kirlenmezler, suyu sevmezler ve yıkanmaya ihtiyaçları yoktur. Kediler ellerine tarak alıp tüylerini tarayamadıklarından dilleriyle kendilerini yalayarak tararlar. Kediniz elinizden yemek yediyse zımpara gibi olan ince ipliksi dikenlerle içeren dilinin bir hayli sert olduğunu fark etmişsinizdir. Bu onların temiz, bakımlı ve parazitlerden arınmış olmalarını sağlar. Maalesef bu yalanmanın sonunda bir sürü tüy yutarlar. Tüyler sindirim sisteminde yavaş ilerler bağırsaklara geçebilir de (nadiren de olsa mideyi veya bağırsakları tıkama riski de vardır operasyon gerekir) midede de kalabilir bunun sonucunda gecenin dördünde öğürmeye başlar siz yataktan kalkmaya çalışırken ışığı açamadığınızdan ayağınızı çarparsınız ve halının üzerine çıkarmadan önce geçen günkü gazeteyi kusması için önüne koyarsınız. (Her yer parke zaten neden tek halının üzerine kusmak zorundasın ki sanki?”)

Çoğunlukla tüy yumakları evde kolaylıkla tedavi edilebilir. İlk olarak tıraşı deneyebilirsiniz (tüylere elveda hoş geldin aslan kesimi!) ve taramayı (ciddi olarak haftada birkaç kez!) sonra tüy yumakları için özel üretilen mamaları (yüksek lif içerikli) veya tüy yumağı jellerini yutturabilirsiniz, tadı güzel, bağırsakları yumuşatan bir kayganlaştırıcıdır tüy yumaklarını dışarı atmayı sağlar. Bu işe yaramazsa kedinizi başka bir hastalık olmadığından emin olmak için veteriner kontrolü yaptırmalısınız (iltihabi bağırsak hastalığı, böbrek yetmezliği, parazitler, bağırsak tıkanması ya da kanser). Tüy yumaklarını nasıl önlememiz ve tedavi etmemiz gerektiğini öğrendik şimdi şu büyük tüy yumağı sorusunu cevaplayacağım: tüy yumakları neden dışkı gibi görünüyor? Kulağa ne kadar iğrenç ve mide bulandırıcı gelse de kedinizin yüksek sesli, güçlü öğürmesi ve kusması dışkının yemek borusundan çıkmasını sağlayamaz (kalın ve ince bağırsaklarda 60 cm kadar geriye doğru gitmelidir). Kedinizin tüy yumağı dışkı gibi görünse de emin olun değil. Elinizde tuttuğunuz şey kedinizin bir araya gelmiş ve yemek borusunun şeklini almış kurşun benzeri tüy yumağıdır.

Kediler alt bölgelerini neden yalar?
Köpeklerin testislerini yaladığı herkesçe bilinir bunun belirli bir nedeni yoktur—oralarına erişebildikleri için yalarlar. Diğer yandan kediler oralarını öylesine yalamazlar bunun anlamı temizlik yapmak içindir. Tigger’i yoga pozisyonunda eğilmiş görürseniz bilin ki temizlik yapıyordur. Tuvalet kağıdı kullanamadığından ve siz de onun poposunu silmek istemediğinizden temiz kalmak için yapması gereken de budur. Eğer Tigger orasını çok fazla yalıyorsa daha yakından bakın fakat dokunmayın (kediler o bölgelerine nazikçe dokunulmasından bile hoşlanmazlar). Eğer penisi dışarı çıkık duruyorsa bir şeyler ters gidiyordur (bkz. 9. bölümde “Nasıl oldu da daha önce hiç kedimin penisini görmedim”). O bölgeyi aşırı yalama, uyuşukluk, ağlama, kanlı idrar, on iki on sekiz saat boyunca idrar yapamama, sürekli tuvalet kabına gitme ve çok az idrar yapma, kusma, ıkınma, inleme, ağrılı görünüş, acayip yerlere işemek için çömelme (küvet, yorgan, büyük saksı gibi “Hey! Beni veterinere götürmeniz için daha ne yapmalıyım?”) görürseniz kedinizi hemen veterinere götürün. Tigger yardıma ihtiyacı olduğunu anlatmak için her şeyi yapmaktadır. Hayati tehlikesi olan üretral tıkanma olabilir (FUO) idrar kesesi blokajı oluşur. Bir ya da iki gün boyunca idrar yapamamanın ne kadar ağrı verici olduğunu tahmin edebilirsiniz fakat daha da önemlisi FUO Tigger’ın böbreklerini iflas ettirebilir ve idrar yapamadığı için ciddi elektrolit anormallikleri yüzünden ölebilir.

O bölgesini aşırı yalamasının diğer bazı sebepleri Tigger’ın penis ucunun tahrişi, idrar kesesinde veya üretrada (idrar kesesinden penisin ucuna giden yol) taş ya da mikropsuz idrar kesesi iltihabıdır. 
O bölgesini aşırı yalamasının diğer bazı sebepleri Tigger’ın penis ucunun tahrişi, idrar kesesinde veya üretrada (idrar kesesinden penisin ucuna giden yol) taş ya da idrar kesesi iltihabıdır. Bu sonuncusu kedi alt üriner sistem hastalığı (FLUTD) adını alır ve aşağıda açıklanmıştır. Tigger’ın mutlu ve sağlıklı kalması için Tigger’ı veterinere götürün kedi üretra tıkanması (FUO) FLUTD’a çok benzer veteriner idrar kesesini kontrol edecektir.

FLUTD nedir ve tedavisi nasıl yapılır?
Eskiden kedi ürolojik sendromu adı verilen kedi alt üriner sistem hastalığında (FLUTD) Tigger üriner sistem enfeksiyonu (UTI) varmış gibi davranır fakat gerçekte yoktur. UTI’de aynen FLUTD gibi birkaç dakikada bir idrar yapma ihtiyacı vardır idrar kesesi boş olsa bile. FLUTD’da idrar kesesinin iltihabı Tigger’ın heryere çömelmesine sebep olur sürekli tuvalet kabına gider ve sık sık idrar yapıyormuş gibi davranır. FLUTD’da antibiyotikler genelde gerekli değildir ya da fayda etmez FLUTD vakalarının sadece yüzde 2’sinde bakeriyel UTI vardır. O halde bunu nasıl tedavi edeceğiz?

İlk olarak yapılacak en önemli şey Tigger’ın üretrasında tıkanma olmadığına emin olmaktır. Veterineriniz bunu tespit ettikten sonra FLUTD’un tedavisi çoğunlukla Tigger’ın içtiği su miktarını artırmak olacaktır. FLUTD hakkında yapılan tüm çalışmalar bunun üzerinedir.

Kediler içgüdüsel olarak köpeklerden nefret eder mi?
Vahşi kediler avcılar hakkında endişe duymazlar çünkü yemek zincirinin en tepesindedirler. Boyları küçüldükçe ve evcilleştikçe kediler kendilerinin de avcıları olduğunu fark ettiler. Tepede olmamak bayağı kötü değil mi?

Dağ aslanı, vaşak gibi daha küçük kediler şehirleşme yüzünden doğal çevrelerinin bozulduğunun farkındalar ve onlar da şimdi avcıların ve motorlu araçların tehdidiyle başbaşalar. Aynı şekilde evcil kedilermiz de tehlikeden korkmayı öğrendi: komşunun köpeği, başıboş köpekler, otomobiller ve diğer tehlikeler. Simba bir köpek gördüğünde içgüdüsel olarak köpekten nefret etmez sadece onun kemirme oyuncağı ya da bir sonraki öğünü olmak istemez. İçgüdüsü ölümle burun buruna geldiği için bir an önce oradan kaçmaktır.

Genel olarak köpekle kediyi birbirleriyle kaynaştırırken dikkatli olmak lazımdır. İki ayrı türü birbirleriyle karşılaştırmayı düşünüyorsanız bir davranış uzmanı veterinere ya da veterinerinize danışmayı unutmayın. Kedi ve köpek birbirine alıştıktan sonra köpeğinizin ırkına ve onu nasıl eğittiğinize bağlı olarak güvenli bir şekilde beraber yaşayabilirler. Seamus benim ilk evcil hayvanımdı ve evdeki yeri en tepedeydi “köpek gibi” sonra pitbulum JP’yi eve getirdim beş ay sonra (4.5 kg’lık bir yavru köpek olarak) Seamus onu sevmişti. Onu yalayarak tarıyor, onunla birlikte uyuyor ve JP’nin onunla oynaması için çoğunlukla onun üzerine atlıyor ya da kulağını çekiştiriyordu. Tabi Seamus ve JP ilk başlarda aynı boyda sayılırlardı bu yüzden Seamus muhtemelen onu tehdit olarak görmedi. Ve bir sebebi de Seamus’un JP ile tanışmadan önce daha yavruyken ciddi bir kafa travması geçirmiş olmasıydı (Seamus biraz yavaş ve bir köpekle güreşmekte bir zarar görmüyor). Neyse ki araları gayet iyi.

Erkek arkadaşımın kedileri sevmesini nasıl sağlarım?
Şimdi bu Erkekler ne söyler kadınlar ne anlar adlı kitap değil bu yüzden benim bu öğüdümü fazla kaale almayın. Fakat son otuz yıldan bu yana bildiğim üzere size öyle düşünseniz de (ve umut etseniz de) erkekleri değiştiremezsiniz. Fakat bir köpekmiş gibi onları eğitebilirsiniz. Çoğu erkeğin kedilerden nefret etme sebebi olarak bilinmezi sevmemeleri gösterilir değil mi? Nazik davranışlarla kedinizi onunla bir araya getirerek onun yavaşça kedileri tolere etmesini sağlayabilirsiniz.

İlk önce çevreyi düzenleyin. Eviniz kedi gibi kokmasın. Erkek arkadaşınız eve geldiğinde tuvalet kabınız kirliyse amonyak kokusu onu kaçırır. Kediniz de temiz bir tuvalet kabı olmasını hak ediyor. Evinizin herkes için daha hoş ve havadar olması için oda spreyleri, kokulu mumlar ve oda parfümü aparatlarından yararlanın. Öncelikle (sizden onunla evlenmenizi isteyene kadar) evinizi sanki evde kedi yaşamıyormuş gibi düzenleyin (afedersin yavru kedim). Onun kedi oyuncaklarına, çanlarına ve kusmuğa basmasını istemezsiniz değil mi? İkinci olarak kedinizi sevmesi için kedinizle ilgili işleri ona yüklemeye kalkmayın. Bir kere asla bakıcıya verecek paranız yok diye erkek arkadaşınızdan kedinize bakmasını istemeyin. Mümkün olduğu kadar uzun bir süre evinizde hayvanlara ait eşyalar bulundurduğunuzu saklamalısınız. Üçüncü olarak pozitif enerjinizi kullanın. Siz kanapede otururken kediniz kanepeye atlarsa hemen araya girerek “Bira ister misin?” ya da “beyzbol maçının skoruna bakayım mı?” gibi sorular sorun. Pozitif davranışı ödüllendirin—başka bir deyişle kedinizle birlikte pozitif bir ilişki sergileyin. Fakat bunu çok belirgin olarak yapmayın. Eğer elinize bir köpek eğitim düdüğü alırsanız hareketinizi anlar ve size çok bozulur. Son olarak gece kapınızı kilitleyin kediniz yatak odasına giremesin—erkek arkadaşınızın yavru kedinizin sizin alıştığınız gece üçteki gece yaramazlıklarına alışması biraz zaman alabilir.

Kedimin bir kapatma düğmesi var mı ve onu nasıl bulabilirim?
Bütün kedi sahiplerinin onaylayacağı üzere siz tam uykuya daldığınızda kediniz en aktif halindedir. Bazı insanlar kedilerin hayalet gördükleri için kafanızın tepesinde gece hoplama zıplaması yaptığına inanmaktadır. Kedinizde altıncı his olduğuna inanmıyorsanız onun çılgın gece davranışları için bir sebep bulamazsınız bunu kedi nanesine, gecenin sessizliğine ve kedinizin bir kapatma düğmesi olmamasına verirsiniz.

Maalesef bu hoş olmayan gece biyolojik saati iki hormona dayalıdır: melatonin ve vazopressin. Melatonin günlük yaşayışı kontrol eden bir nöro-hormondur uyku ve üreme döngüsünü kontrol eder. Bazı insanlar bunu destekleyici ilaç olarak daha iyi uyumak için alıyor lütfen bunu gece uyuması için kedinize vermeyin binlerce yıllık gece yaşayışlılığı değiştirilemez. Hipotalamusta yapılan bir hormon olan vazopressin vücudun elektrolit ve su dengesiyle ilgilidir fakat son dönemde kedilerin çılgın biyolojik ritmleriyle ilişkilendirilmiştir. Düşünmeniz gereken şey muhteşem kimyasal adı olan bu hormonlar değildir kedinizin sizi gecenin bir yarısı uyandırmasını nasıl önleyebileceğinizdir. Maalesef kediler gece yaşayan hayvanlar olduklarından bunu değiştirmek için yapabileceğiniz fazla bir şey yoktur. Eğer çaresini bulursanız fikrinizin patentini alın böylece milyonlarca insanı gece uyanmaktan kurtarabilirsiniz.

İşte size evinizde kedi beslemeye devam ederken nasıl daha fazla uyku uyuyabileceğinize dair birkaç ipucu. İlk olarak yatağa gitmeden önce kedinize biraz egzersiz yaptırın. 10-15 dakikalık bir egzersiz kedinizi tüm gece uyanmayacağı kadar yorar. Bu işe yaramazsa kedinizi oda arkadaşınızın ya da çocuğunuzun odasında yatırın. Bu da işe yaramazsa kedinizi gece başka bir odaya kilitlemek zorunda kalabilirsiniz. Kedinizin tuvalet kabı, oyuncakları, ödül bisküvileri olan hoş bir odası olsun bu odanızda coşkunun bitmesi ve evinizin bir odasının darmadağın olması demektir.

Tabi aslanlar ve vahşi kediler doğal olarak topaklanan tuvalet kumu kullanamazlar. Vahşi ortamda baskın alfa kedileri üstünlüklerini göstermek için dışkılarını açıkta bırakırlar. Uysal vahşi kediler varlıklarını gizlemek için dışkılarını saklarlar. Bugünlerde çoğu evcil kedi bazıları buna baskın olmayan davranış dese de (bence tembellikten) dışkılarını örtüyorlar çünkü aşırı şekilde titizler. Tuvalet kabınız çok kirliyse Clayton dışkısını örtmeyebilir çünkü tuvalet kabı çok dolmuştur ve patilerini kirletmeden dışkının üzerini örtebileceği yeterli miktarda kum yoktur. Neyse ki çoğu evcil kedi içgüdüsel olarak dışkılarını nasıl saklayacaklarını çabuk öğreniyor fakat bunu garanti altına almak için onu yavruyken aldıysanız ona nasıl yapacağını gösterin. Şimdi onlara dışkılarını tuvalet kabına yapmayı, dışkının üzerini örtmeyi ve iyice gömmeyi öğretirseniz çok rahat edersiniz.

Kedim aynada kendini tanıyor mu?
Bir bilim adamı olarak kedilerimle bir deney yapmaya karar verdim (durun hemen endişelenmeyin hiçbiri zarar görmedi) bu yüzden Seamus ve Eko’yu aldım banyoya götürdüm aynaya baktırarak kendileriyle ilgilenip ilgilenmediklerini inceledim. Gözlemlerime dayanarak çoğu kedinin aynada kendi görüntüleriyle ilgilenmediklerini söyleyebilirim—hemen aynadaki görüntünün kendilerine ait olduğunu anlıyorlar ve gördükleri görüntüden korkmuyorlar. Aynadaki yansımalarıyla oynayan yavru kediler olduğunu duydum fakat çabucak ilgilerini kaybediyorlar ve karşıdaki görüntü onunla aynı hareketleri yapınca bu onlara oldukça sıkıcı geliyor. Hayvanlar duyularına bağımlı olduklarından birden fazla duyularını kullanırlar: mantıklı mı değil mi bilemeden görme, koklama, işitme ve potansiyel olarak tatma duyularının kombinasyonu. Ayrıca kedinizin bir akvaryum balığı fotoğrafının üzerine atlamamasının ya da gazetedeki Pounce reklamını yememesinin sebebi de bu.

... Kediler kötü bir şey yaptıklarında biz kedi sahipleri bunu onların doğasına veririz ne de olsa onlar meraklılar değil mi? Bu bölümde iyi bir kedinin yapabileceği kötü şeylerden bahsedeceğiz bazıları veterinere acil bir ziyareti de içerebilir. Evinizin yavru kedi için uygun olmasını sağlayın ve evdeki kediniz için ölümcül olabilecek zehirleri kaldırın. Ecza dolabındaki ilaçlar ve antifriz gibi tehlikeli maddeler için önlem alırız da sevgilinizin eve getirdiği bir buket çiçeğin de sadık dostunuzu öldürebileceğini biliyor muydunuz? Kediye uygun eviniz olup olmadığıyla ilgili yaptığım testi yanıtlayabilirsiniz.

Kedilerde dikkat edeceğimiz ilk on zehir nelerdir?
Şimdi de merak ettiğiniz listeye geldi sıra. Amerika Hayvanlara Zulmü Önleme Birliği, Hayvan Zehir Kontrol Merkezinin 2006 yılı için yayımladığı toksik maddeler listesi.

Lafı daha fazla uzatmayayım, kedilerde ilk on tehlikeli ilaç şunlardır:

1. Köpeklerde kullanılan permetrin dış parazit öldürücüler (pire tedavisi): Evet doğru okudunuz. Köpek! Kedinize bunu vermeden önce etiketi okuyunuz. Köpeğe veriliyorsa kediye de verilebilir diye bir kural yoktur!

2. Diğer topikal dış parazit ilaçları (pire tedavisi için): İpucunu aldınız mı? Kediler pire kontrolüne karşı çok duyarlıdır!

3. Venlafaxine: Kediniz sizin depresyon ilacınızı içtiğinde sizin gibi sersem olacak.

4. Işık saçan plastik takılar: Veterinere güzelce bir 800 $ bayıldıktan sonra ışık saçan takıyı görürsünüz.

5. Zambak: erkek arkadaşınız size çiçek almamalı.

6. Sprey oda kokusu: Fakat kediniz tuvalet kabındaki kokuya da dayanamaz.

7. Steroid olmayan iltihap gidericiler (ör. Advil): Baş ağrınız fena tutacak.

8. Asetominofen (ör. Tylenol): Migreniniz daha da kötüleşecek.

9. Pıhtılaşma önleyici etkili kemirgen öldürücüler (fare zehiri): Farenin intikamı.

10. Amfetaminler (uyarıcılar): Kedi nanesi yok bugün!

Şimdi listeyi gördüğünüze göre Amerika’nın geri kalanı gibi davranmayın. Kolay bir şekilde (evet doğru) tüm ilaçların banyodaki ecza dolabına koyun, toksik bitki ve çiçekleri evinizden atın (aşağıda “Bitkiler kediler için zehirli midir?” adlı yazıyı okuyun), pire ilaçlarının etiketlerini iyi okuyun ve fare zehirinizi kedinizin bulup da oynayacağı şekilde ( bu veterinerin bir keresinde yaptığı gibi) dolapların içine saklamayın. Bu zehirleri yavru kedilerinizden saklayın ve evcil hayvan zehirlenme durumları yardım hattını aramanıza gerek kalmasın.

Bitkiler kediler için zehirli midir?
Kediler etçil olsalar da çoğu kedinin buldukları bitkileri çiğnemeyi sevdiklerini bilirim. Kedilerin neden bunu yaptıklarına dair bilimsel bir açıklama olmasa da bunun sebeplerini daha fazla life ihtiyaç duymaları, hayatlarında çiğneyecek değişik bir şeyler olmasını istemeleri ya da midelerindeki tüy yumaklarını çıkarmak için kusmayı kolaylaştırmak istemeleri olarak sıralayabiliriz. Sebebi ne olursa olsun müzmin bir bitkisever (ve tabi hayvansever) olarak örümcek bitkisi ya da diğer yapraklı bitkilerin kedilerim tarafından sürekli olarak çiğnendiğini söyleyebilirim. Aslında evimde çok sayıda bitkim var ve örümcek bitkisini Seamus ve Eko diğer bitkilerimi rahat bıraksınlar diye feda ettim.

Ev ya da bahçe bitkilerinin çoğu köpekler için çok az zehirli olsalar da kediler için öyle değildir bazıları kedilerde çok toksik etkilidir. Genel olarak baktığımızda çoğu ev bitkisi güvenli sayılır fakat bazıları kusma, ağız köpürmesi ya da ishal yapabilir. Bunların en bilinenleri popüler süs bitkilerinden difenbahya ya da uzun ömürlü deve tabanıdır. Ne büyük çelişkidir ki en az zehirli bitkiler insanların en çok zehirli olduklarını düşündükleridir. Çoğu insan ateş çiçeğinin zehirli olduğunu düşünür fakat zambakların zehirli olduğunu hiç duymamışlardır. Ateş çiçekleri genelde zehirli bitki sanılır fakat sadece sürekli kaktüs yalama şeklinde bir klinik belirti verir (şaka değil!). Yapraklarındaki acı süt irrite edicidir içinde kalsiyum okzalat kristalleri vardır Felix’in birden ağzı köpürür, patisiyle ağzının kenarındaki tükürükleri siler (“Ah! Ne kahrolası bir şey bu! Bu örümcek bitkisi gibi değilmiş!”) ve ağzında tahriş, mide bozulması (kusma ve ishal), bol bol tükürük, mide bulanması belirtilerini gösterir. Neyse ki kedi hemen bunun farkında varır da çiğnemeyi keser.

Ciddi, ölümcül, zehiri hızla kana karışan ve acil veteriner ihtiyacı gerektiren birkaç zehirli bitki vardır. Bazı bitkiler aritmi gibi daha ciddi belirtiler yapabilir ya da hatta ölümcül böbrek yetmezliği. Bunlar doğu zambağı, asya zambağı, kaplan zambağı, paskalya zambağı ve hayalperest zambak ve gün zambağı türlerinin bazılarıdır. Zambak yemelerinin ardından kediler yoğun tedaviye rağmen iki ya da üç gün içinde ölebilirler. Bir paskalya zambağı yaprağı, çiçeği veya kökünü yemek idrar yapamama, kusma, uyuşukluk ve halsizlik şeklinde belirti veren ölümcül, şiddetli akut böbrek yetmezliği ile sonuçlanır. Özellikle bahçeli evleri olanlara ve paskalya zamanlarında bu sözümü yayarım kız kardeşimin kedisi (ona ben vermiştim) Oscar bu sebepten öldü. Kız kardeşimin ev arkadaşı bir demet çiçek almış ve maalesef Oscar paskalya zambağını bulmuş ve bir ya da iki yaprağını çiğnemiş. Bu çok üzücü bir olaydı. Bu bir veterinerin ricasıdır! Lütfen ev ya da bahçenize yeni bitkiler getirdiğinizde dikkatli olun. İşinizi şansa bırakmayın. Ve hazır sözü açılmışken bir dahaki sefere bir çiçekçiyle konuştuğunuzda müşterilerini bu çiçek buketlerinin ne kadar zehirli olabileceği hakkında bilgilendirmelerini söyleyin.

Amerika Hayvanlara Zulmü Önleme Birliği (ASPCA) ve Hayvan Zehir Kontrol Merkezi’ne göre evcil hayvanlar için en zehirli ilk on bitki şunlardır (genel klinik belirtileriyle birlikte):

1. Esrar (koordinasyon bozukluğu, titremeler, koma, ağız köpürmesi, kusma, ishal)

2. Sago palmiyesi (karaciğer yetmezliği, kusma, ishal, depresyon, titremeler)

3. Zambaklar (sadece kediler—akut böbrek yetmezliği)

4. Lale/Nergisgiller (kusma, ishal, ağız köpürmesi, depresyon, titremeler, aritmi)

5. Açelya/Orman gülü (kusma, ağız köpürmesi, ishal, halsizlik, koma)