KEDİNİZ

Kediniz küçük bir köpek değildir
Tüm ev hayvanları içinde en popüler olan köpek ve kedi arasında belirgin genetik, anatomik ve metabolik farklılıklar vardır. Otçulların, etçil ve hepçillerin beslenme alışkanlıklarını araştıran bilim adamları evrimsel gelişim sürecinde bu iki hayvanın besin zinciri içindeki yerlerinin değiştiğini söylemektedirler. Uzmanlar günümüz kedileri dahil Feloidea üst familyası üyelerinin tarih öncesi çağlarda hızla evrim geçirdiğini fakat sonra evrimin birden durduğunu ileri sürmektedirler. Köpeğin de ait olduğu Canoidea üst ailesine ait etçiller ise evrimsel gereksinim nedeniyle evrim geçirmeye devam etmişlerdir. Kedinin tabiatının daha eskiye dayanmasına bir kanıt olarak modern köpeklerdeki kromozom sayısıyla karşılaştırıldığında kedilerin genetik yapısındaki kromozom sayısının daha az olması gösterilebilir. Kedi hücreleri 38 kromozom taşır köpekler ise 78 kromozom taşır. Bu kedinin köpekteki fiziksel ve genetik özelleşmelerden yoksun olduğu anlamına gelmez. Bunun anlamı kedi zamanında çevresine öyle güzel uyum sağlamıştır ki bu süreklilik kazanmış ve genlerinde oluşan değişimler çok küçüktür demektir.

Köpek ve kedilerin belirgin olarak birbirlerinden farklı ve özelleşmiş anatomileri vardır. Köpeklerin 42 kalıcı dişi varken kedilerde sadece 30 adet diş vardır. Köpeklerin kedilerden daha fazla öğütücü dişi vardır, bu dişler sebze yemelerine bağlı olarak ezme işlemi için özel bir şekil almıştır. Buna nazaran kedi dişleri, kavramak ve eti koparmak için özelleşmiştir. Kedinin çene yapısı yana ve öne-arkaya hareket eden köpeğinki gibi değildir, bu sınırlı hareket kabiliyeti köpeğin yediği çeşitli sebzeli mamaları yiyebilmesini engeller. Kedinin gözleri ve kulakları avı takip ederken, özellikle geceleri mükemmel bir görüş ve işitme sağlaması için kafanın ön tarafındadır. Sadece kedilerin sahip olduğu bir özellik olan ileri uzatılabilen pençeler, hayvanın vahşi doğada avını kovalaması, yakalaması ve öldürmesi için gerekli olan başka bir özelleşmiş yapıdır.

İki türün sindirim sistemleri de oldukça farklıdır. Bu farklılıklar onların yedikleri yiyeceklerin farklı oluşunu da açıklar. Bilim bize bu önemli organ sisteminin temel yapısında türler arasında gözlenen farklılıkların yenilen gıdalarla ilişkili olduğunu söylemektedir. Kedinin midesi daha küçüktür, kör bağırsağı, kalın bağırsağı, sindirim sisteminin sebze sindirimi ile alakalı olan bölümleri köpeklere göre kısadır. Kedinin bağırsakları köpekle karşılaştırıldığında vücut uzunluğuna göre kısadır bu da kedinin beslenme şeklinin evrimsel olarak yüksek sindirilebilirlikteki besin maddeleri olduğunu (protein ve yağ) göstermektedir oysa köpek sebzeyi çok rahat tüketebilir. Kedinin midesinin iç yüzeyi köpeğin midesine oranla, aynı büyüklükteki bir alan için belirgin olarak daha büyük yüzey alanına sahiptir. Anatomiciler mide yüzey alanındaki bu artışın et bazlı, kalori yoğun bir beslenme tarzı için gösterilen bir adaptasyon olduğuna inanmaktadırlar. Kedide kör bağırsak hiç gelişmemiştir oysa köpekte iyi gelişme göstermiştir. Kör bağırsak lifli besinlerin sindirimine yardımcı olur.

Yani diyebiliriz ki kedinin zorunlu etçil olması beslenme gereksinimlerinden kaynaklanır özellikle de protein ihtiyacından. 1970 ve 80’lerde yapılan araştırmalar yavru ve erişkin kedilerin protein ihtiyaçlarının yavru ve erişkin köpeklerden çok daha fazla olduğunu göstermiştir. Köpekler gibi kediler de otçullardan farklı olarak her koşulda günlük enerji ihtiyaçlarını proteinden karşılarlar. Oysa diğer hayvanlar proteini enerji ihtiyacını karşılamada sadece besin kıtlığı durumlarında kullanırlar. Buna karşın kedilerin protein alımı çok sınırlansa bile enerjiye çevirmek için hala yüksek miktarda proteine ihtiyaçları vardır. Açlıkta veya aşırı protein kısıtlamasında kedilerde hücrelerin canlı kalması ve fonksiyon yapabilmeleri için gerekli olan enerji yakıtını sağlamak için kedinin kendi vücut proteinleri (enzimler, antikorlar, organ dokuları vs.) kullanılmaya başlar. Temel olarak kedinin sağlığı ve doku bütünlüğü yüksek sindirilebilirlikteki proteinlerin (özellikle etten) sürekli alımına bağlıdır.

Besin zincirinde en üstte yer alan avcı sınıfındaki kedinin başka bir ihtiyacı da sadece ette bulunan esansiyel yağ asitleri, araşidonik asittir. Ayrıca bitkilerde bulunan beta karotenden üretemedikleri için kedilerin hayvansal kaynaklardan edinecekleri A vitaminine de ihtiyaçları vardır.

Kedinin zorunlu etçil olmasını sağlayan evrimsel özelliklerin listesi böyle uzar gider.

Ev yaşamı: Faydalar ve zararlar
On yıllarca önce evcil kediler çoğunlukla dışarıda yaşarlardı. Yaşamları kedi atalarından pek de farklı değildi. Yemek için avlanıyorlardı. İnsanlar bazen yemek artıklarını onlara ayırıyorlardı fakat çoğu kedi kendi kendine yetmek zorundaydı. Aslında o günlerde kediler ev hayvanı olarak değil çiftlikte ya da evde işçi olarak tutuluyordu. Kediler fare, sıçan ve sincaplar gibi zararlıları kontrol altında tutmakla görevliydiler. İşleri buydu ve işlerini de iyi yaptılar sebebi sadece insanlara yardımcı olmak değildi, hayatta kalmak için avlanmaları gerekti

Sokakta yaşayan kedilerin diğer hayvanlarla ve kedilerle ilişkilerinde yaşa dayalı bir hiyerarşi geçerliydi. Sokakta yaşayan kedilerin diğerlerinden uzakta rahatça yaşayabileceği geniş alanlar vardı.

Böyle bir sokak yaşamı çok tehlikeli olabilirdi. Büyük avcılardan ve kazalardan korunamayan sokak kedileri genç yaşta ölürlerdi. Otomobil sayısı arttıkça bu tehlike daha da büyüdü. Kedinin geçirdiği evrimde yüksek hızla giden iki tonluk bir metal yığınına karşı alınmış bir önlem yoktu. 1960’lı yıllarda ve sonrasında çiftlikler kapanmaya başlayınca çok sayıda ev hayvanı sokak ve yollarda kötü bir şekilde öldüler. Şehirleşme ile birlikte insan ve hayvan nüfusu gitgide artınca kedi enfeksiyöz hastalıklar tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Viral, bakteriyel ve paraziter enfeksiyonlar sokakta yaşayan kedi nüfusunu yok edebilirdi. Sokaktaki kediler için veteriner kontrolü nadiren yapılırdı. Ev kedilerinde bile kısırlaştırma nadiren yapılmaktaydı ve yavru kedi sayısı yüksek rakamlara ulaştı. Savunmasız yavrular tüm bu tehlikelerle iç içeydi.

Sokakta yaşayan kediler bağımsız bir tavır sergilediklerinden çok sayıda insan kedilerin cana yakın, iyi huylu birer aile üyesi olduklarını düşünemiyordu. İnsanlar kedinin soğuk, ilgisiz, yabani tabiatlı olduğuna inanıyorlardı. Yirminci yüzyılın ortalarından itibaren kedinin bugünkü haliyle ailenin çok sevilen bir üyesi olması için on yıllar geçmesi gerekti.

1980-90’lı yıllarda yaşanan kültürel değişimlerin ev kedisinin yaşam tarzları üzerinde derin etkileri olmuştur. Ailelerin dış ortamda da dahil yaşam alanları küçülmüş ya da tamamen yok olmuştur. İnsanların çoğu için hayatın akışı hızlanmıştır. Eskiden çoğu evde bir kişi evde oturuyorken evdeki iki kişi de çalışmaya başlamıştır. Evler ailenin tüm üyelerinin işte ya da okulda olması nedeniyle gündüzleri boştur. İnsanlar köpek beslemekte—özellikle büyük köpek—zorlanmaya başlamışlardır ve can yoldaşı olarak kedilere yönelmişlerdir. Kedinin küçük oluşu ve kendisine yeten tabiatı can yoldaşı arayan insanlar için sürekli ilgi ve bakım istemeyen bu hayvanlara yönelimi artırmıştır.

Son yirmi yılda kedi Amerika Birleşik Devletlerinde en popüler ev hayvanı olmuştur. Günümüzde çoğu ev kedisi yaşamlarının büyük çoğunluğunu sokakların tehlikelerinden uzakta evde geçirir. Kazalar sebebiyle ölüm ve yaralanma olayları artık çok azalmıştır çünkü kediler evlerde güvendedirler. Enfeksiyöz hastalıklar azalmıştır çünkü kediler sokak kedilerinden uzakta yaşarlar ve veteriner bakımı alırlar. Ev kedileri kısırlaştırılmaktadır bu yüzden istenmeyen üremeler durmuştur.

Tabi tüm bu güvenlik unsurlarının bir bedeli olmuştur. Artık ev kedileri yiyecek ve barınak açısından insanlara bağımlıdır, yeni problemler ortaya çıkmıştır. Günümüzde kediler bu yeni yaşam tarzıyla ilişkili olarak çoğunlukla genç yaşlarında ortaya çıkan ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıyadırlar. Obezite, diyabet, idrar kesesi ve böbrek hastalıkları, hipertiroidizm ve allerjiler bu sorunların önde gelenleridir. Buna ek olarak ev kedilerinde tuvalet terbiyesi alamama, evdeki diğer kediye saldırma gibi sahiplerini üzen ve şaşırtan çok sayıda davranış bozuklukları gelişmektedir. Maalesef bu problemler çok ciddi olabilmektedir ve çok sevilen bir evcil hayvanın ölmesi ya da uyutulmasıyla sonuçlanmaktadır. Bunun en üzücü yanı ise insanların kedileri evde beslemeye başlamalarından sonra ortaya çıkan etkiler sonucu olmasıdır. Tüm bunlar kedilerin doğal hayatına aykırı olan bu etkilerin neler olduğunu anlamak ve düzeltmeye başlamakla azaltılabilir ya da engellenebilir.